25 Nisan 2012 Çarşamba

Çok duygusalım bu aralar..

Sanırım hormonlarım çok büyük bir oyun oynuyor bana...mesela dün, iş çıkışı rutin taksiye binerim ve metroya giderim böylece..dün beni neredeyse 10 taksi felan almayınca başladımmı ağlamaya:) hayır gerçekten ağlıyorum birde..tabii söyleniyorumda, gideceğim yeri beğenmedikleri için söyleniyorum, dolmuş ol beğenmiyorsan diyorum:), sonra tv izlerken ne olduğu farketmez mesela 23 Nisanda Aslan Kral vardı digitürk te, aslan kral ve babası sarılıyorlar filmin sonunda ben ağlıyorum..aslan kral 2 var gene aynı kanalda bu seferde aslan kralın yerine geçen aslan ve onun kızı sarılıyorlar ben gene ağlıyorum gibi...:) Babamız gene Urfaya gitti, gitme diye ağlamayı ihmal etmedim tabiiki:)
Ne diyebilirimki...hormonlar..
Tek ağlamadığım ohhh dediğim bugünki mevzu, telim çaldı hastaneden arıyorlardı..amniyosentez sonuçlarımız tamamen neticelenmiş, ve hepsi pırıl pırıl:)))) minimik aslan kralım benim:))
Biliyorsun ki Yonca Tokbaşı okumayı çok seviyorum bazen melankolik gelsede bazende tamamen hissettiklerimi ifade edebildiği için bayılıyorum ona..ve çok önceden yazmış da olsa bu tam bana göre ve umarım bende oğluma tam bu kelimelerle izah edilenleri öğretebilir algılatabilirim..

Erkek annesi olmak

Erkek evlat yetiştirmek kız evlat yetiştirmeye benzemiyor.

Çünkü;

Bir kadına hakkı ile hakkını verebilecek, sayacak, sevecek, kadını hor görmeyecek, ruhunu okşayıp, beynini takdir edecek bir erkek adam yetiştirmek, inanın çok ama çok fazla uğraş gerektiriyor.

Bir kadının doğuştan içinde olan bazı şeyleri, bir erkeğe sonradan öğretmek gerekebiliyor.

Kızımın erkek kardeşinin, yani oğlumun, kadın ruhundan anlayan bir adam olarak yetişmesi için çabalıyorum.

Oğlumun;

Kabalaşmadan tartışmasını,

Dayılanmadan sivrilmesini,

Uçkuruna yenilmemesini,

Namusu bacak arasında aramamasını,

Sorun çıkararak egosunu tatmin etmek yerine, çözüme kafa yormasını,

Bağırmak yerine konuşmasını,

Susturmak yerine dinlemesini,

Kaba kuvvet yerine dilini ve aklını kullanmasını,

Kendi hakları kadar başkalarının hakları için de savaşmasını,

Duygulandığında ağlamasını,

Korktuğunda endişelerini paylaşmasını,

Okumayı,

Sanatla dalga geçerek popüler olmaktansa, takdir ederek ilgi toplamasını,

Dans etmesini,

Hayaller kurmasını,

Hayallerini gerçekleştirmek için çok çalışmasını,

Yere çöp atmadan, doğayı hırpalamadan keşfederek hayvanları sevip korumasını,

Çocuk bakmasını, yemek ve ütü yapmasını,

Bunları yapabildiği için de utanç duymadan mutlu olmasını öğretmek için çabalıyorum ben.

Emek veriyorum.

Merhametli olmasını istiyorum, empati yapabilsin istiyorum...

Aklı penisinde atan bir adam olmak yerine,

Penisi aşk için çalışan bir adam olsun istiyorum.

Bunları neden mi yazdım?

Bugün oğlumuzun yaşgünü.

5 yaşına giriyor.

Her geçen gün bebeklikten çıkıp adam olma yolunda hızlı adımlarla yürüyor.

Küçücük elleri büyümeye,

Sesi kalınlaşmaya,

Karakteri giderek daha çok kendini göstermeye başlıyor.

Geçtiğimiz hafta boyunca uzun süren bir yüksek ateşle boğuştu.

Ateş boyunca bir kere bile suratını asmadı, hiç kapris yapmadı. Hastalığını eziyet haline getirmedi.

Ağlayacakken beni güldürdü.

Ümitsizliğe düşmedi; ama beni yorduğu için dertlendi.

Hassasiyete hassaslıkla cevap verdi.

Ablasına da bulaşır mı diye endişe etti.

Düşünceli davrandı.

İyileşmek için ne yapması lazımsa onu yaptı.

Sorunu bıraktı, çözüme odaklandı.

Korktuğunda yardım istedi.

Müzik dinlerken alev ateş yanan bacaklarıyla tempo tutmaya yeltendi.

Çorbasını içerken yere düşen kaşığını alıp lavobaya götürdü, yıkadı kuruladı geri geldi.

“Çok güzel olmuş bu çorba, ellerinize sağlık!” dedi.

Hakkımızı verdi. Takdir etti.

Yaşgünü için hayaller kurdu.

Hayalleri gerçek olsun diye, ateşli haliyle ablasıyla resimler çizdi. Çalıştı.


Dün artık ben bitiyordum ki, çok şükür ateş pes etti.

Ben tam şükredecekken oğlum bana;

“Annecim bana çok iyi baktın, yoruldun. Kocaman bir teşekkür borcum var sana!” deyip

Bana artık eskisi kadar kısa ve çelimsiz olmayan kollarıyla sımsıkı sarılıverdi.

İşte o anda,

İki gözümden iki damla yaş,

Süzülüverdi.

Yonca

“gururduygulu”

Hiç yorum yok: